| Kanlı Elmas (12.4.07) |
|
Hollywood’un Afrika’yla olan ilişkisi nasıl gidiyor? Karşılıklı bir şeyler var mı, yoksa platonik mi? Son yıllarda, özellikle 2000’den sonra, Hollywood-Afrika ilişkisi ciddi şekilde dikkatimi çekmeye başladı. Şüphesiz Hollywood her zaman Afrika’yla ilgiliydi, ancak bu ilginin meyvelerini biz, yeni yeni görmeye başladık. 2 sene önceki Akademi Ödülleri’nde Hotel Ruanda’nın üç dalda Oscar’a aday göasterilmesi Akademi adına önemli bir gelişmeydi. Hotel Ruanda’nın sadece aday olmakla yetinmesini dikkate almazsak, bu, Amerikan Sineması’nda artık 3. Dünya Ülkeleri’ni konu alan vicdani filmlerin de bir yeri olduğunu meşru kıldı. Bu türün en yeni örneği ise; ülkemizde 2 Şubat 2007’de gösterime girecek olan Warner Bros imzalı Kanlı Elmas... Yönetmenliğini Son Samuray’la adını duyuran Edward Zwick’in yaptığı filmin başrollerini; Leonardo DiCaprio, Dijmon Hounsou ve Oscarlı oyuncu Jennifer Connelly paylaşıyor. 1990’lı yıllarda, Sierra Leone’de iç savaş atmosferinde geçen Kanlı Elmas, Güney Afrikalı bir elmas kaçakçısı olan Danny Archer (Leonardo DiCaprio) ile zenci bir balıkçı olan Solomon Vandy’nin (Dijmon Hounsou), her ikisinin de hayatını değiştirecek pembe bir elması bulmalarını konu alıyor. Gerillaların köylerini basmasıyla ailesinden koparılan ve elmas madeninde çalışmaya zorlanan Solomon’un çok değerli bir elması bulduğunu öğrenen Danny, Solomon’la bağlantı kurar ve birlikte tehlikeli bir yolculuğa çıkarlar. İdealist bir gazeteci olan Maddy Bowen ise, ailesini arayan Solomon ile elmasın peşinde olan Danny’nin yolculuğuna tanıklık eder.
Kanlı Elmas’ta en çok
oyunculuk, özellikle Leonardo’nun oyunculuğu, dikkatimi çekti. Bu yüzden
öncelikle bu konuyu ele almak istiyorum. “Tanrı burayı uzun zaman önce terk etti” repliğini bu filmde de duyuyoruz maalesef. Afrika için söylenen en fazla replik olarak da kayıtlara geçiyor. Hem Kanlı Elmas’ta hem de diğer Afrika konulu filmlerde temel mesajlardan biridir bu; Afrika’nın umutsuzluk kıtası olduğu... Kanlı Elmas da bu açıdan mesajlara dolu bir film. Sanıyorum filmin olumlu tepki almasının en önemli nedeni filmin sonuna doğru artan bu mesaj bombardımanı. Çünkü filmin hikayesi tanıdık, geneli aksiyon sahnelere sahip, oyuncular kaliteli ancak filmi yalnız bir oyuncu sırtlamış. Böyle bir filmi yavanlıktan kurtaracak tek şey mesajlar olmalı. Ülkedeki elmas madenleri nedeniyle yıllarca iç savaş gören bir köylü; “dua edelim de burada petrol bulunmasın” diyor. Filmi izlenir kılan, izledikten sonra da “izlediğime değdi” dedirten de budur zaten. Filmde dikkatimi çeken diğer bir konu da; çocuklara ve çocuk askerlere değinilmesi. Çocuğun eline silahı verirseniz karşısındaki düşman ona kurşun sıkarken çekinir, oysa çocuk düşmana kurşun sıkmakta çekinmez. Bu durum filmde oldukça güzel işlenmiş. Tabii, eğer film Afrika’da değil de Filistin’de çekilmiş olsaydı, o çocukların düşmanları tarafından hiç tereddüt edilmeden öldürüldüğüne şahit olurduk. İlkelliğin duygusuzlukla eş anlamlı olmadığı da filmden benim çıkardığım bir mesaj olsun. Elmas madenlerinden bahsettik, Afrikalı insanların bu madenlerde zor şartlar altında çalıştığından bahsettik. Bir şeyden daha bahsedelim. 15 Ocak’ta Altın Küre Ödül Töreni var. 25 Şubat’ta da Akademi Ödülleri sahiplerini bulacak. Merak ediyorum; Hollywood’un Kanlı Elmas filmiyle verdiği mesajları kaç Hollywood yıldızı dikkate alacak, acaba kaç aktris pırlanta yüzükle kırmızı halı üzerinde poz verecek, acaba bu organizasyonlarla hangi moda devleri reklamlarını yapacak. Peki sizce Hollywood’un Afrika ile olan ilişkisi nasıl gidiyor? Bence platonik. |
| . |