Çukurca

Sorma, üzgünüm ve sıkkınım. Ama kızgın değilim. Aslında biraz da kızgınım, sadece kızgınlığım bize, bizimkilere, duyarlılara, kurdelecilere… Salon halısının kenarındaki şeritte kaç kez tur attığımı hatırlamıyorum. Annem neyin var diyor, söylüyorum, bırak onu politikacılar düşünsün diyor, kızamıyorum. Beni kaç kişi anlar bilemiyorum ama yine de yazarak kendimi ifade edebileceğimi ve birkaç kişinin dikkatini çekebileceğimi umuyorum.

Biz ne zaman bu kadar amatör bir halk haline geldik? Ne ara oldu bu? Merak ediyorum. Şu anda son Çukurca Saldırısı’nda şehit sayısının 12’ye yükseldiğini öğrendim. Kınamadım, küfretmedim, bağırmadım, çağırmadım. Sadece üzüldüm. Son zamanlarda PKK saldırılarının arttığını görüyoruz. Suriye ile “gene mi aynı film” desek de sıcak saatlerin başlayabileceği konuşuluyor. Bunlara şaşırmıyorum. Şaşırdığım şey, bizdeki bitmek bilmez garabet… Facebook’tan millet ne demiş diye bakıyorum. Hemen siyah kurdeleler çekilmiş profil fotolarına, küfürler, isyanlar gırla… Sanırsın insanlar klavye başında çıldırmış, delirmiş. Facebook’u internetin kıraathanesi olarak değerlendirirsek, çok iyi bir Mikro-Türkiye ortamı oluşturduğunu düşünebiliriz. Bu Mikro-Türkiye’de ortama kin, nefret, çılgınlık hakim iken bir başka Mikro-Türkiye olarak değerlendirebileceğimiz Ekşi Sözlük’te başlıkları alt alta okuyorum, aslında ikinci başlığı bayağı gerilerde bulabiliyorum:
17 ağustos 2011 barcelona real madrid maçı (452)
17 ağustos 2011 çukurca saldırısı (340)
Bu ikiyüzlülüğe ise kızıyorum. Hesapta yas mı tutuyoruz? Kurdeleler falan? Ne yapıyorsunuz? Tamam, harika, kınadın, küfrettin, iki dakika sonra biz nasılsa görmüyoruz diye, nasılsa haberimiz olmuyor diye maçı açmak niye? Bu samimiyetsizliğe ve ayrıca samimi de olsa bu tarz yaygaraya karşıyım.
Çok taziyeye gittim. Merhumun yakınlarına o fena günde yapılacak en iyi görev, abartıya kaçmayan neşeli muhabbettir. Bazen taziyeye gelen şuursuzlara dikkat ederim. İnadına merhumla ilgili anılara girer, yakınının ciğerini bir daha sökerler. Ya evin duvarlarını zangırdatarak, tabiri caizse böğürerek ağlayan teyzelere ne demeli? Hem ölüye eziyet, hem acısı olana… Acısı olan metin olmalıdır, taziyeye gelense ona bu ortamı sağlamalıdır.

Şimdi birçok yerde isyan bayrakları, bıçak kemiğe dayandı haberleri, Ramazan metaforları görüyorum. Her taraf siyaha boyanmış, tabii bir süreliğine. Siyah perdeleri çekmek belki de Barcelona maçını daha iyi izleyebilmek için? Olabilir… Saman alevinden daha kısa sürecek bu parlamanın ertesi gün normal algılandığını ve hayata bu şekilde devam edildiğini görüyorum. Bu her haber günü olan bir tekrarlama, Foucault Sarkacı gibi bir devinimle devam eden, bu gidişle sonsuza dek sürecek bir yanlış… Batıyı doğrudan kopyala yapıştır yapanlara karşı olmakla beraber, büyük devlet olması açısından ABD’nin Irak’ta ve Afganistan’da terör saldırılarıyla kaybettiği askerlerine halkının verdiği tepkilere dikkatinizi çekmek istiyorum. Tamam, onlar petrol, uyuşturucu için ordalar, tamam işgal ettiler. Ancak şunu da düşünün, ABD halkı kendi askerini kahraman olarak görüyor, aynı bizim gibi. Doğal olarak verdikleri tepkinin bizimkiyle yakın olmasını beklerken, hem halkta hem de ulusal haber sitelerinde Türkiye’deki örnekleriyle zıt tepkiler daha doğrusu bir tepkisizlik görmekteyim. Taziye evinde davranılması gibi davranıyorlar. Ulus olarak metinler. Omlet yapacaksan yumurta kırmak zorundasın, mantığındalar. Ne bir feryat, figan, ne bir isyan… Gördüklerim, tabuta sessizce sarılıp ağlayan insanlar ve onunla beraber sessizce ağlayan bir ulus…

Artık okumamış, bilinçsiz, cehaletten sıyrılmakta olan bir insan profili görüyorum ben ülkemde. Sadece tamamen, fert fert istememiz lazım, demokratik bir ülkeye sahip olmayı. “Keşke zamanında tüm Kürtleri kesseymişiz” diyip, daha sonra bu ülkede demokrasi sorunu var dersen “Barcelona maçı kaç kaç” derim ben de sana. Senin ipinle kuyuya inmem. Seni hiçbir şekilde umursamam. Sen bir şey söylediğinde “hı hı” der geçerim. Biraz geniş bak lütfen. Bundan 13-14 yıl önce Yunanistan Dış İşleri Bakanı yanında pusmuş bir başbakanın vardı. “Aaa o kıytırık Yunanistan” dediğin ülkeden bahsediyoruz burada. Şimdi senin dış işleri bakanının karşısında bir dönem “dört bir yanımız düşmanlarla çevrili” diye naralar atarak gösterdiğin ülkenin lideri Beşar Esad var. Ve nasıl durduğuna hiç dikkat ettin mi? İki eli önünde, mum gibi…
Suriye’de olay çıkıyor, Türkiye’de PKK vuruyor. Biz yine Kürtlere sövelim en iyisi, yarın hayat devam ediyor ne de olsa. Şunu beyniniz kabul etmese de bilmelisiniz, Kürt halkı masum ve mağdurdur. Türkiye Cumhuriyeti’nden dolayı değil, kendi meselelerinden dolayı mağdur… Mardin’e, Batman’a ve Diyarbakır’a gittim. Tutunabilenin gayet de güzel işlerini götürebildiği, capcanlı ve gelişime aç bir tablo gördüm. Bu insanlar neden tutunamadı hiç kafa yordun mu? Yormana gerek yok, kendi meseleleri ne de olsa.

Şu anda kendi uydumuzu yapmış, kendi tankımızı üretmenin eşiğinde ve kendi uçaklarımız, arabalarımız, teknolojimiz için gün saymaktayız. Bu kadar hazırlık neden? Pekala etliye sütlüye karışmayıp, ülke kaynaklarını satıp parasıyla gül gibi geçinebilirdik. Öyle değil mi?
Değil. Çünkü bu milletin mayasında dünya sahnesinde iplerle animasyon gösterisine bilet almak yok. Buna bir yüzyıl katlandık, artık yeter! Belki de en demokratik olduğumuz I. Meşrutiyetten sonra, Dünya emperyalizm ve diktatöryanın hakim olduğu bir düzene geçiş yaptı. Biz bu geçişe ayak uyduramadık, mayamızda yoktu. Ancak şimdi görmekteyiz ki Dünya daha farklı bir düzene gebe. Bizim de kendimize bir rol bulacağımız, belki kuklalarımızla ufak şovlar yapacağımız bir düzen. 20. yüzyılda yapılan devrimlerin hangisi bizi hasta adam olmaktan kurtarabildi? Oysa şimdi, iyileşmekteyiz. İyileşme sürecinde Sicilyalı mafyalar gelip bizi yaralamak, öldürmek isteyebilir. Buna hazırlıklı olmalıyız. Devlet olarak değil, millet olarak. Hiçbir devrim oldu-bittiyle gerçekleşmemiştir. Onun adına belki darbe denebilir. Bir devrim yaşıyoruz, bazıları kabullenmese de. 12 şehit verdik, daha fazlasını vereceğiz, belki farklı nedenlerle, hazırlıklı olun. Sıkıntı çekmeden başarıya ulaşılmaz. Metin olun, sakin olun, mantıklı olun.

Her şey çok güzel olacak.

18.08.2011 02:49

Reklamlar