Dezenfeksiyon

Haberlerde görürsünüz bazen arada çıkar, çöp evler… Bir evin nasıl belli bir zaman içinde çöp ev haline geldiğini hep merak etmiştim. Etmiştim diyorum çünkü lise ve ortaokul yıllarına denk gelir her şeyi merak etme dönemim. O yıllarda sadece merak vardı, sonra meraklar icraatlara dönüştü ve “kediyi merak öldürür” misali durumlar oluştu. Sahi o evler nasıl oluşuyor? Bizim dışımızdaki toplumlarda var mıdır acaba böyle çöp evler? Tarih hocam eski insanları anlatırken, “Onlar savaş gördükleri için sağda solda gördükler irili ufaklı her türlü işe yarayabilecek şeyleri değerlendirmesini bilirler. Bir yerde iplik görseler hemen bir kağıt parçasına sarıp bir kenara kaldırırlar.” derdi.  Sanayi devrimini köşesinden yakalayacak gibi olmuş bir toplum için tabii ki iştahsız tüketime alışmamız uzunca bir süre gerektirmiş. Bu yüzden olsa gerek 90 yaşındaki halamın yatağını kaldırdığımızda altında yüzlerce poşet, gazete kağıdı, iplik, para çıktı. Evet yüklüce para çıktı hem de, ama üzerinde fazladan 6 adet sıfırı bulunan paralardı onlar. Geçmişe aitti. Bize göre tabii. Halama göre şu ana ait bile olabilirlerdi.

Bir kızı tanımak istiyorsan, gardrobuna bak derim ben. Eğer evini hiç görme şerefine erişemediysen, söyle gardrobunun olduğu haliyle fotosunu çekip sana mail atsın. Şöyle bir incele orayı. Artık pamukları çıkmış süveterler var mı? Şu anda 20 ay pilates yapsa giyemeyeceği bir elbisesi var mı, petrol yeşili belki, tek askılı veya straplez. Bak bakalım, gardrobun aşağısında ufak bir sandık veya kutu var mı, dibinde kurumuş çiçek kırıntıları olan? Bak o yüce mabede uzun uzun. Afet bölgesindeki birkaç aileyi uzun yıllar giydirebilecek kadar eski-yeni, kullanılmış-kullanılmamış, üzerinde yağ lekesi olan-olmayan kıyafet var mı? Oraya baktığın zaman anlarsın neden halamın o kadar şeyi yatağın altına stokladığını. Ve yine anlarsın Kanal D Ana Haber’in artık sonlarına doğru eğlencelik niyetle verilen “Alibeyköy’de çöp ev ortaya çıkarıldı” haberindeki şişman, gözlüklü ve yaşlı teyzenin o kadar çöpün içinde nasıl yaşadığını.

Aslında çok basit. Sürekli çalışan bir çarkın belli yerlerine arada çomak sokmak hoşumuza gidiyor, sanki çarkı durdurabilecekmişiz gibi. Sanki o an ölümsüz olacakmış gibi, sanki o petrol yeşili elbise üzerinde şimdilerde televizyon karşısında ayak tırnaklarını kesen bir adamın elleri sürekli geziyormuş gibi, sanki o paraların altı adet sıfırı olduğu zamanda çakmak aldığın 2 milyon Türk Lirası’nın üstüne kuruyemişçinin sonsuza kadar Falım sakızı vermesi gibi… Yok öyle bir olay arkadaş! O poşetlerle aldığın şnitzeli yedin bitirdin, kanalizasyon oldu. Kuru çiçek kırıntıları, şu anda kim bilir hangi rüzgarın savurmasıyla hangi kıtalara göç ettiler. Kendi çöp dünyanı inşa etmeye çok heveslisin ancak hatıralar bile konfobulasyona uğrayabiliyor bazen. Dur belki bir işime yarar diye kenarda neyi, kimi bıraktıysan artık yerine bir yenisi çok kolay geldiği gibi çok da kolay gidiyor. Antik şehirler gibi üst üste yığıla yığıla bir turist eğlencesi oluyor en sonunda. Gardrobunu boşalt arkadaş. Çöp evini temizle. Çamaşır suyuyla bir güzel dezenfekte et, sen yaşayacaksın onun içinde. Bir çöpün içinde yaşayamazsın. Kokarsın. Korkarsın. Hasta olursun, haber olursun, yapma!

O çark yıllardır dönüyor, kimse durduramadı, sen de durduramayacaksın. O yüzden sen de gir içine, beraber güzelce dönelim, dönelim, yuvarlanalım, koşalım, kemiğimizi kıralım, taklamızı atalım, övünelim, gururlandıralım, dönelim, dönelim. E ölelim biraz da.

Bu arada aldığınız gömleğin yedek düğmelerini sistemli bir şekilde saklayıp, sonra gerçekten ihtiyaç halinde bulup çıkarabileniniz var mı?

7.12.2011

Reklamlar