Olağan Tutuklular

2016 - cizim - olagan tutuklular (Y)Hepimiz bir ödül istiyoruz. Bir şey yapmasak da, hak etmesek de bir ödül veya ödüllendirilmek istiyoruz. Somut bir obje bir ödül olabildiği gibi, çayın yanında açık havada yemek üstü yakılmış bir sigara da, borcunu bir yıl boyunca ödeseniz dahi yedi gün kendinizi kral gibi hissetmenizi sağlayacak bir her şey dahil otel tatili de veya beş tane sığır arkadaşla salonun her tarafını hunharca kirletircesine maç keyfi de bir ödül olabilir. Ödül için genellikle bir sebep gerekse de sebepsizce de ödül sahibi olunabilir hatta ödüller karşılıklı bir anlaşma çerçevesinde de kazanılabilir. Bu durumda mutual anlaşmanızı ödülle taçlandırmış olursunuz. Ödül ne kadar çeşitli, ne kadar farklı ve ne kadar kendi tekrar etmeyen cinsten olursa şu kısa dünyada kendi adınıza o kadar kârdasınız demektir. Öte yandan kendini tekrar edenler ise keyfi, kazanımı, verdiği hissiyatı öngörülebilir hatta garantili olmakla beraber tekrar sıklığı arttıkça kişiyi bağımlılığa götürmektedir. Hayatımızın her saniyesi bir öncekinden farklı olmakla beraber genel anlamda günlük yaşantımızda sürekli farklı şeyleri kovalamamız oldukça yorucu olacaktır. Şu durumda sıradanlık ve özgünlük arasında bir yerde bulunmamız bizim için ideal gibi görünüyor.

Peki bir ödül hangi durumda bizim için bağımlılık haline geliyor? Klasik bağımlılık tanımında “karşı konulmaz” bir durumdan bahsedilir. Bir şeye karşı koyamamak bizim için neden tehlikeli bir durum olsun? Herkesin karşı koyamadığı şeyler vardır. Üstelik bunun için bağımlı olmak bile gerekmez, hatta hiç tecrübe edilmeyen bir şey bile karşı konulamaz olabilir. O halde bizi rahatsız eden “karşı konulmazlık”dan ziyade “kontrolü kaybetmek” olmalı. Bağımlı olduğumuz şey veya durumla ile ilgili kontrol elimizde olduğu sürece endişe duymuyoruz ancak ne zaman ki kontrol elimizden gidiyor (bu durumun farkına varmak çok uzun sürebiliyor) o zaman sıkıntılı bir süreç başlıyor. İçtiğimiz sigaranın dumanının parfüm kokumuzu bastırması artık rahatsızlık vermeye başlıyor. Aynanın karşısında göbeğimizde ikinci boğumun oluştuğunu görmek de aynı şekilde… İş bu noktaya kadar nasıl geldi, şaşırıyoruz. Geri dönüş yapmak istesek de alacağımız mesafe gözümüzü korkutuyor. Üstelik o sıradan, o keyfi ve kazanımı garantili bağımlılığımızdan mahrum kalmak da cabası…

Yaşadığımız her anda yeni bir bağımlılık kazanmamız an meselesi. Hangisine hangi ara bu denli bağlandığınızı siz de kestiremiyorsunuz. Bu yüzden bilinçli, zihnimiz açık olmalı. Çünkü dışarıdaki dünya sizi kontrolünüz kaybettirmek üzere programlanmış durumda. Birkaç noktadan sizi yakaladığı anda sizden istediklerini çok daha rahat kopartacak. Siz hem kontrolünüzü kaybetmiş hem de adeta bir köle haline gelmiş olacaksınız. Keyser Söze’nin ailesi ile tehdit edildiğinde tüm ailesini gözün kırpmadan katletmesi bir bağımlılık, bir esaret, bir kölelikten hızlı bir şekilde kurtulma hikayesidir. Örnek sert oldu, ancak aileniz ile elde ettiğiniz huzur da bir ödül değil midir? Bunu da size karşı kullanmak isteyenler yok mu? Özellikle iş yaşantınızda öyle durumlar ile karşılaşırsınız ki aile ve iş arasında kalıp işi tercih etmek mecburiyetinde kalırsınız.

Bağımlılıktan Keyser Söze’nin yaptığı gibi bıçak keser şeklinde ayrılmak ise oldukça yaralayıcı ve zor bir yoldur. Birçok insan sigara bağımlılığı için “abi mesele kafada bitiyor, bir anda bırakacaksın işte” der. Oysa durum böyle değildir. Bağımlılığın yerine konacak şey ise başka bir bağımlılığı beraberinde getirdiği gibi eskisinin tadını hiç unutmadığınız için hep bir yanınız eksik kalacaktır. Sigara bağımlılığını bırakmada nikotin bandı, elektronik sigara, çeşitli ilaçlar başlı başına bir sektör olmuş durumda. Genellikle yerine konan şeylerde de insan fazla oyalanamaz, asıl bağımlılığına geri döner. Bir anda bırakmak zordur, çünkü maruziyet fazladır. Görsel, işitsel, duysal olarak sıfır maruziyet olsa bile, hatırasal bir maruziyet daha da önemlisi kimyasal bir maruziyet her zaman sizi tetikleyecektir. Kız arkadaşınız terk eder; gözünüz sürekli telefonda, terlersiniz, kalbiniz atar, karnınız ağrır. Değil onun aldığı hediyeler, her obje size onu hatırlatır. Bu durumda ne yapabilir insan? Bu yüzden vazgeçmek, sistemli ve yavaş yavaş olmalıdır. Bağımlılık beynimizde reseptörler ve nörotransmitterler üzerinden gerçekleşir. Bu kimyasal ortama bir toparlanma süreci, şansı tanımak gerekmektedir.

Sigara bağımlılığımdan kurtulmamı aynı bu şekilde başardım. Uzun yıllar kullanmış birisi değilim. Ancak günde 1 pakete yaklaşmaya başladıkça beni rahatsız etmeye başladı. Sayılar gittikçe artıyor, kontrolü kaybediyordum. O yüzden önce günlük içtiğim sayının doğrudan yarısını içerek, bırakmaya başladım. Her on beş günde bir sigara azaltarak, 3 ay sonunda son sigaramı denize karşı bir bardak çay ile son kez kendimi ödüllendirerek içtim. Daha sonra bağımlılıklarımın sigara ile sınırlı olmadığını hatta bazı bağımlılık potansiyellerimin de olduğunu fark ettim. En sık bağımlılık yapan şeylerin internet, sosyal medya, alış-veriş, vücut geliştirme, kumar ve en şaşırtıcısı şeker olduğunu öğrendim. Şekere oldukça şaşırdım çünkü bu zamana kadar şekere bağımlı olduğumu bilmiyordum. Her çaya ince belli ise en az üç, kupa ise en az sekiz kesme şeker atan, sürekli Jelibon, kestaneli supangle, sufle üstü dondurma yiyen bir adamdım. Şeker konusunda kontrolü kaybetmiş gibi hissetmiyordum, çünkü yemiyorum desem yemezdim. Ben de öyle yaptım ve rafine şeker tüketimini tamamen kestim. Özellikle şeker üretimini YouTube’dan izlemek bu kararda oldukça etkili oldu.

Daha alınacak yol çok. Ödüllerimizi bağımlılık haline getirmeden, tehlikenin her zaman farkında olmalıyız. Nelere eğiliminiz olduğunu en iyi siz bilirsiniz. Hangi konularda kontrolü elinizde tuttuğunuzu, hangisinde ise kaybettiğinizi, hangisinde kontrolü kaybetmenize rağmen bu durumun farkında olmadığınızı da yine sizden iyi kimse bilemez. Artık ipleri elimize almanın ve kendimizi sorgulamanın zamanıdır. Hiçbir şeye ve hiç kimseye özellikle de kendimize köle olmamızın lüzumu yok.

Edirne 8.7.2016 22:30 – 23:28

Reklamlar